Hocaya Veda
Farewell to the Professor
İhsan Bal
İlber hocayı kendimi bildim bileli biliyorum. Hala televizyon izlendiği zamanlarda denk geldikçe izlerdik. Son yıllarda YouTube’a girmesiyle birlikte daha fazla dinliyordum. Kendisi iyisiyle kötüsüyle iyi bir insandı. Zaman zaman farklı görüşlerini farklı mecralarda uygun dille ifade edebilme yeteneğine ve dokunulmazlığına sahipti. Her zaman en az bir tarafa dokunacak sözler söylemişti. Hepimiz böyle değil miyiz? İnsanız, nabza göre şerbet veririz. Belki de bize bizi yansıttığı için sevdik hocayı. Allah taksiratını affetsin.
I have known Professor İlber Ortaylı for as long as I can remember. Back when television was still part of our daily routine, we would watch him whenever he appeared on screen. In recent years, after he joined YouTube, I found myself listening to him even more frequently. With all his strengths and flaws, he was a genuinely good human being. He possessed both the eloquence and the rare stature to express his distinct views across different platforms. Whatever the topic, he always said something that resonated—or stung—on at least one side. Aren't we all a bit like that? We are human; we adapt to our audience. Perhaps we loved the Professor precisely because he held up a mirror to who we are. May he rest in peace, and may God forgive his shortcomings.
Telif Bildirimi: Bu içerik ve sitedeki tüm yazılar İhsan Bal'ın fikri ve telif koruması altındadır. İzin alınmadan ve kaynak (bağlantı) belirtilmeden ticari veya gayriticari amaçla kopyalanamaz, çoğaltılamaz.
Yorumlar
Kayıt olmadan fikirlerinizi özgürce paylaşabilirsiniz.